TIF 2026’da konuşan Akfen GYO Genel Müdürü Ece Demirpençe, turizm ve gayrimenkulde tek segmente dayalı yatırımların yerini bağımsız yaşam, sağlık turizmi ve deneyim odaklı karma projelere bıraktığını söyledi. 65 yaş üstü nüfusun artan harcamalarına dikkat çeken Demirpençe, “İkinci Yetişkinlik” kavramının yatırımda yeni değer alanı yarattığını vurguladı.
Turizm Yatırım Forumu (TIF) 2026’da düzenlenen “Konaklama Sektörüne Yatırım: Yatırımcılar Ne Arıyor?” başlıklı panelde konuşan Akfen Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (Akfen GYO) Genel Müdürü Ece Demirpençe, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında dönüşen dinamiklere dikkat çekti. Demirpençe, geleneksel ve tek segmente dayalı modellerin yerini, bağımsız yaşam, sağlık turizmi ve deneyim odaklı varlıkları bir araya getiren karma projelerin aldığını ifade etti.
Yatırımcıların artık portföylerini tek bir turizm segmentine bağlı kurgulamak istemediğini belirten Demirpençe, Independent Living (Bağımsız Yaşam) projeleri ile sağlık ve deneyim temelli yatırımların bir arada planlandığı yapıların piyasa dalgalanmalarına karşı daha dirençli olduğunu söyledi. Bu yaklaşımın uzun vadeli ve sürdürülebilir gelir üretme kapasitesi sunduğunu vurguladı.
Euro Bölgesi’nde 65 yaş ve üzeri nüfusun harcamalarının diğer yaş gruplarına kıyasla daha hızlı arttığına dikkat çeken Demirpençe, bu kitlenin “bakım” hizmeti aramadığını, aksine yüksek standartlarda ve premium hizmet anlayışına sahip bir yaşam tarzı talep ettiğini dile getirdi. Demirpençe, bu yeni talebi “İkinci Yetişkinlik” olarak tanımladı.
Bocconi Üniversitesi ve Allianz’ın 2025 tarihli raporuna atıfta bulunan Demirpençe, 50 yaş ve üzeri nüfusu kapsayan “Silver Economy”nin halihazırda küresel GSYH’nin yüzde 34’ünü, yaklaşık 39 trilyon avroyu ürettiğini ve küresel tüketim harcamalarının yarısını oluşturduğunu söyledi. Bu verilerin yatırım stratejilerinde demografik dönüşümün belirleyici rolünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Demirpençe, “Bu bireyler otel gibi görünen ancak kalıcı konut işlevi gören, yüksek hizmet seviyesine sahip yaşam alanları istiyor. Uzun süreli konaklamaya uygun, sosyal donatıları güçlü ve sağlık hizmetlerine erişimi olan projeler öne çıkıyor” dedi.
Bu dönüşümün somut örneklerinden birinin Akfen GYO’nun Florida’da geliştirdiği bağımsız yaşam modeli olduğunu belirten Demirpençe, söz konusu projenin yıl boyu talep yarattığını ve mevsimsellik riskini ortadan kaldırdığını aktardı. Uzun süreli konaklamalar sayesinde öngörülebilir nakit akışı sağlandığını kaydeden Demirpençe, oda gelirinin ötesine geçen hizmet bazlı gelir kalemlerinin yatırımcı açısından güçlü bir finansal yapı oluşturduğunu söyledi.
Türkiye’nin de benzer bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Demirpençe, iklim avantajı, gelişmiş sağlık altyapısı, doğal zenginlikleri ve güçlü havayolu ağı sayesinde bu modelin uygulanabilir olduğunu belirtti. Atıl durumdaki otel varlıklarının profesyonel şekilde yönetilen ve devredilebilir kullanım haklarına sahip birimlere dönüştürülebileceğini ifade eden Demirpençe, bunun döviz bazlı gelir ve istikrarlı operasyonel kalite sağlayan sürdürülebilir bir yatırım modeli sunduğunu kaydetti.
Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) artık yalnızca kira geliri elde eden yapılar olmadığını belirten Demirpençe, bu kurumların uzun vadeli ekonomik değer üreten platformlara dönüştüğünü söyledi. Uzun vadeli değer yaratmanın kentsel gelişim açısından da temel bir unsur olduğunu dile getirdi.
Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak Kadıköy’de hayata geçirilen Terminal Kadıköy projesini gösteren Demirpençe, projenin güçlü bir kentsel rejenerasyon vizyonuyla geliştirildiğini belirtti. Terminal Kadıköy’ün yalnızca ticari fizibilitesi yüksek bir proje olmadığını, aynı zamanda bulunduğu bölgeye sosyal ve mekânsal değer kazandırdığını ifade etti.
Demirpençe’nin açıklamaları, turizm ve gayrimenkul yatırımlarında demografik dönüşümün ve karma kullanım modellerinin önümüzdeki dönemde daha belirleyici olacağını ortaya koydu.





