2025’i güçlü bir turist talebiyle kapatan turizm sektörü, artan maliyetler ve rekabet baskısıyla 2026’ya dengeli bir stratejiyle giriyor. Akıllı fiyatlama, sürdürülebilir yatırımlar ve ESG kriterleri öne çıkıyor. Sektörün gelecek rotasını TD Hospitality Consulting Kurucusu Tayfun Döşkaya ile konuştuk.
Sizi ve firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz?
TD Hospitality Consulting olarak; otel yatırımları, işletme danışmanlığı, marka optimizasyonu, fizibilite çalışmaları, gelir ve fiyat yönetimi, FF&E / OS&E planlama süreçleri ve proje yönetimi alanlarında uzmanlaşmış bir danışmanlık yapısı sunuyoruz. Sektörde edindiğim 40 yılı aşkın deneyimi, yatırımcıların ihtiyaçlarına hızlı, doğru ve sürdürülebilir çözümler üreten butik bir yaklaşımla birleştiriyorum.
2025 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz? Otel yatırımları ile FF&E ve OS&E süreçlerinde öne çıkan eğilimler nelerdi?
2025 yılı, Türkiye turizmi açısından zaman zaman zorluklar barındırsa da güçlü talep ve istikrarlı büyüme ile sona eriyor. Yaklaşık 50 milyon ziyaretçi ve 49,7 milyar dolarlık gelir seviyeleri, sektörün dayanıklılığını ortaya koydu. Buna karşın maliyetlerdeki artış, yatırımcıların FF&E ve OS&E süreçlerinde daha akılcı, verimlilik odaklı ve uzun ömürlü çözümlere yönelmesine neden oldu. Yeni yatırımların yerini büyük ölçüde yenileme projeleri alırken; enerji verimliliği sunan ürünler, yerli tedarikçilerle geliştirilen iş birlikleri ve dayanıklılığı yüksek malzeme tercihleri öne çıkan trendler oldu.
2026 yılına ilişkin beklenti ve hedefleriniz nelerdir? Sektörü bekleyen olası fırsatlar veya riskler konusunda nasıl bir öngörünüz var?
2026 yılı, fiyatlama, rekabet ve talep yönetiminin birlikte ele alınması gereken kritik bir denge yılı olacak. 2025 boyunca otel maliyetlerindeki sert artış ile kur artışı arasındaki fark, fiyat yönetiminde daha hassas bir yaklaşımı zorunlu kıldı. Enerji, personel ve gıda maliyetlerinin kurun üzerinde yükselmesi, 2026’da fiyatlamanın yalnızca maliyete göre değil, pazar–rekabet–talep üçgenine göre yapılmasını gerektiriyor.
Ana pazarlarda —özellikle Almanya, İngiltere ve Hollanda’da— düşük enflasyonun devam etmesi agresif fiyat artışlarını riskli hale getiriyor. Buna karşılık İspanya ve Yunanistan’ın fiyatlarını yukarı çektiği bir ortamda Türkiye’nin de rekabet gücünü koruyacak bir fiyat stratejisi izlemesi önem taşıyor. 2026’da hedefimiz; talebi koruyan, kişi başı harcamayı artıran ve Türkiye’nin rekabet pozisyonunu güçlendiren akıllı fiyatlama stratejilerini yatırımcılarla birlikte oluşturmak.
Fırsatlar tarafında Avrupa pazarında talebin korunması, İngiltere ve Almanya’da güçlü erken rezervasyon ivmesi, Uzak Doğu ve Körfez’den gelişen yeni talep akışı ve deneyim odaklı ürünlerin kişi başı harcamayı artırma potansiyeli öne çıkıyor. Riskler arasında ise finansman maliyetleri, operasyonel giderlerdeki yüksek artış ve nitelikli iş gücü yönetimi dikkatle takip edilmesi gereken başlıklar olarak öne çıkıyor.
TD Hospitality Consulting olarak 2026 hedefimiz; yatırımcıların doğru fizibilite, doğru fiyatlama, sürdürülebilir maliyet yönetimi ve ESG kriterleriyle uyumlu projelere yönelmesini sağlamak. Turizmdeki güçlü büyüme potansiyelinin başarıya dönüşmesi, ekonomik gerçekliklerle uyumlu stratejik adımlar atılmasını gerektiriyor.
ESG kriterleri ve sürdürülebilirlik kapsamında danışanlarınızdan nasıl talepler alıyorsunuz?
Danışanlarımız; enerji verimliliğini artıran FF&E çözümleri, karbon ayak izini azaltan stratejiler, su tüketimi optimizasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları, atık yönetimi planlaması ve yeşil bina sertifikasyonlarına uyum gibi konularda yoğun talepte bulunuyor. ESG artık yalnızca bir tercih değil, yatırım projelerinin başlangıç aşamasında temel kriterlerden biri haline geldi.
Yatırımcılar, otel satın alımı ya da yeni yatırımlar planlarken en çok hangi unsurlara dikkat etmelidir?
Yatırımcıların dikkat etmesi gereken temel unsurlar; doğru pazar araştırması ve fizibilite, lokasyonun uzun vadeli potansiyeli, marka–konsept uyumu, gerçekçi FF&E / OS&E bütçeleri, operasyonel maliyetlerin sürdürülebilirliği, yatırım aşamasından itibaren kurgulanan gelir yönetimi stratejisi ve ESG kriterlerinin projenin ayrılmaz bir parçası olmasıdır.
Eklemek istedikleriniz
Türkiye turizmi, küresel ölçekte güçlü bir rekabet avantajına sahip. Bu avantajın sürdürülebilir olması; nitelikli yatırımlar, doğru fiyatlama stratejileri, akılcı maliyet yönetimi ve yenilikçi ürün geliştirme süreçlerinin bir arada ele alınmasını gerektiriyor. TD Hospitality Consulting olarak amacımız; yatırımcıları bugünün olduğu kadar geleceğin gerekliliklerine de hazırlayan stratejik çözümler üretmek ve her projeye gerçek değer katmaktır.





