Yabancı OTA’lara açılan dava üzerinden TÜRSAB ile AKTOB arasında gerilim tırmandı. AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu’nun “yasakçı zihniyet” eleştirisine, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk “sistematik saldırı” sözleriyle yanıt verdi.
Turizm sektöründe yabancı online seyahat acentelerine (OTA) yönelik açılan dava yeni bir polemiğe yol açtı. TÜRSAB’ın, Türkiye’de vergi ödemeden faaliyet gösterdiği ve haksız rekabete neden olduğu gerekçesiyle bazı yabancı dijital platformlara karşı başlattığı hukuki süreci “yasakçı zihniyet” olarak nitelendiren AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu’na TÜRSAB cephesinden sert yanıt geldi.
TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Kuk, konaklama sektörü temsilcilerinden gelen eleştirileri “saygı sınırlarını zorlayan sistematik bir saldırı” olarak değerlendirdi. Kuk, amaçlarının teknolojik gelişmeleri engellemek olmadığını, kayıt dışı faaliyet gösterdiği belirtilen dijital platformları yasal zemine çekmek ve sektörde adil rekabet ortamı oluşturmak olduğunu vurguladı.
Kuk, geçmişte Airbnb üzerinden yapılan kiralamalara karşı otel birliklerinin vergi kaybı ve haksız rekabet gerekçesiyle girişimlerde bulunduğunu hatırlatarak, bugün yapılan eleştirilerin tutarlılığını kamuoyunun takdirine bıraktıklarını ifade etti.
TÜRSAB’ın uzun vadeli sektör çıkarlarını gözettiğini savunan Kuk, OTA’ların pazar dominasyonuna karşı mücadele edeceklerini belirtti. Tartışmanın önümüzdeki günlerde turizm kamuoyunda daha geniş yankı bulması bekleniyor.
Hamit Kuk’un yazılı açıklaması şöyle:
Türkiye’de illegal bir şekilde faaliyet gösteren dijital turizm platformlarına karşı denetimlerin artırılması ve yasal mevzuatlara uygun çalışmasını yönelik yürütmekte olduğumuz çalışmalara karşı konaklama sektörü temsilcilerinden gelen tepkilerin saygı sınırlarını zorlayarak sistematik bir şekilde saldırıya dönüştüğü üzülerek gözlemlemekteyiz.
Türk turizm sektörünün ülkemizin gelişiminin ve refahının itici gücü olması açısından çok önemli olduğu hepimizin malumudur. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği de bu bilinçle hareket ederek kuruluş felsefesine uygun davranıp münferit menfaatler yerine ülke menfaatlerini gözetmeyi öncelik edinmiştir.
Son günlerde yapılan açıklamalara bakıldığında; konaklama sektörü temsilcilerinin maalesef kısa vadeli kazançların peşine düştüğünü ve dünya turizmini sadece kendi otellerinde yaptıkları cirolar üzerinden okumaya çalıştıklarını görmekteyiz.
Halbuki meselelere uzun vadeli bir şekilde ve çok daha geniş bir perspektiften bakabilseler TÜRSAB’ın attığı adımın sadece seyahat acentalarına değil, başta tüketiciler olmak üzere paydaşlarının tamamının faydasına olacağını göreceklerdir.
Geçtiğimiz günlerde birleşerek bazı dijital platformlara karşı dava açan Avrupa’daki otellerin hali ortadayken bakış açılarını biraz daha genişletebilirlerse eğer, TÜRSAB’ın açtığı davanın, turizm sektörünü adeta tutsak haline getiren OTA’ların pazar dominasyonunun da önüne geçeceğinin farkına varacaklardır.
Kurbağa deneyi metaforunda olduğu gibi yavaşça ısınan suya uyum sağlama eğilimini ısrarla test etmek isteyenlere diyecek birkaç sözümüz var;
TÜRSAB olarak kayıt dışı bir şekilde çalışarak turizm sektöründe haksız rekabete sebep olan küresel portalları yasal zemine çekmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Amacımız teknolojik gelişmeleri yok saymak değildir, teknolojik gelişmelerle sektörü entegre ederek adil bir rekabet ortamı yaratmak ve sektörün sağlam temeller üzerinde gelişmesini önayak olmaktır.
Bizi yasakçı zihniyete sahip olmakla itham edenlerle ilgili bir hususu da yeri gelmişken hatırlatmak gerekiyor.
Tüm dünyada trend olan konutların turizm amaçlı kiralanmasının önüne geçmek için nasıl kulis yaptıklarını yakın geçmişte hep birlikte şahit olmuştuk.
Airbnb üzerinden yapılan rezervasyonlar nedeniyle yolcu ve ciro kaybettiklerini, ülke olarak vergi kayıpları yaşandığını ve bütün bunların oteller açısından haksız rekabet oluşturduğu yönündeki demeç ve söylemler hepimizin hafızalarında tazeliğini koruyor.
Söz konusu kendi menfaatleri olunca ortalığı ayağa kaldıranların bugün dijitalleşme dostu söylemlerinde ne kadar samimi göründüklerini değerli kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
TÜRSAB olarak biz ne yaptığımızın gayet farkındayız, bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz. Hal böyleyken turizm kamuoyunda polemik yaratan sipariş demeçlerin varacağı hiçbir yer yoktur.
TÜRSAB’ı diline pelesenk etmiş sektör temsilcilerine tavsiyemiz, ileride utanacakları söylemlerden kaçınmalarıdır. Birilerinin gözüne girmek için böyle konuşmak istiyorlarsa eğer bunun için yapacak bir şeyimiz yoktur.
Değerli turizm kamuoyuna saygıyla duyurulur.





