Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel, Türkiye turizminde ziyaretçi sayısına dayalı başarı söylemini eleştirdi. Kıyı destinasyonlarındaki doluluk ve konaklama süresi kaybına dikkat çeken Yücel, asıl sorunun yönetim anlayışı olduğunu söyledi.
Türkiye turizmi bir yandan ziyaretçi sayılarındaki artış söylemiyle gündeme gelirken, diğer yandan sahadan gelen veriler farklı bir tabloyu işaret ediyor. Antalya’dan Bodrum’a, Marmaris’ten Fethiye’ye kadar birçok destinasyonda doluluk oranları düşüyor, konaklama süreleri kısalıyor ve işletmeler sezonu bekledikleri gelirle kapatamıyor. Turizm Gazetesi’nin Turizm Sohbetleri programına konuk olan Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel’e göre yaşananlar geçici bir sezon dalgalanması değil; yıllardır biriken yapısal sorunların doğal sonucu.
Turizm Gazetesi’nin Turizm Sohbetleri programında ayın değerlendirmesi programına katılan Eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel, Türkiye’nin turizmde hâlâ ziyaretçi sayısını başarı ölçütü olarak görmesini eleştirirken, gerçek tablonun ancak gelir, konaklama süresi ve turist niteliğiyle okunabileceğini söylüyor: “Bugün Türkiye’de neredeyse ülkeye giren herkesi turist sayıyoruz. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını bile aynı istatistik içinde değerlendiriyoruz. Böyle olunca ortaya gerçek tablo değil, yapay bir başarı hikâyesi çıkıyor.”
Sahada rakamlar farklı konuşuyor
Resmî verilerin gecikmeli açıklanmasının sektörün önünü görmesini zorlaştırdığını belirten Yücel’e göre asıl göstergeler sahada yaşanıyor.Antalya’nın doğu ve batı aksında dolulukların gerilediğini, Alanya’dan başlayarak birçok tesiste beklenen hareketliliğin oluşmadığını ifade eden Yücel, benzer tablonun Güney Ege’de de görüldüğünü söylüyor. Marmaris, Bodrum, Fethiye ve Didim’de yalnızca oteller değil, restoranlar, kafeler ve diğer turizm işletmeleri de sezondan bekledikleri geliri elde edemiyor.
Turizm Gazetesi’nin yayımladığı son verilere göre özellikle kıyı destinasyonlarında ortalama konaklama süresi önemli ölçüde gerilemiş durumda. Didim’de yüzde 33’e ulaşan düşüş, Marmaris ve Fethiye’de de çift haneli oranlara ulaşıyor.
Yücel’e göre bu yalnızca turist sayısındaki azalmayla açıklanabilecek bir durum değil: “Turizm bugün karar verilip yarın sonuç alınacak bir sektör değildir. Süreklilik ve sürdürülebilirlik ister. Siz bunu yıllarca ihmal ederseniz sonuçlarını birkaç sezonda birden yaşamaya başlarsınız.”
Low-cost dönemi Türkiye’yi zorluyor
Pandemi sonrasında dünya turizminin önemli ölçüde değiştiğini vurgulayan Bahattin Yücel, özellikle düşük maliyetli hava yolu şirketlerinin pazardaki belirleyici rolüne dikkat çekiyor.
Geçmişte destinasyonların büyük ölçüde tur operatörleri tarafından yönlendirildiğini hatırlatan Yücel, bugün bireysel seyahat kararlarının öne çıktığını, dijital platformlar ve yapay zekâ destekli sistemlerin tüketiciyi çok daha hızlı yönlendirdiğini ifade ediyor.
Bu dönüşümün en önemli göstergelerinden biri ise hava yolu şirketlerinin uçuş planları. Ryanair’in yüzlerce uçuşu iptal etmesi ve İngiltere pazarındaki daralma, Bodrum ve Dalaman gibi destinasyonlar açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Jet2 ve benzeri şirketlerde de benzer eğilimlerin görülmesi, özellikle İngiliz pazarında rekabetin giderek sertleştiğini ortaya koyuyor. Yücel’e göre bunun nedeni yalnızca dış pazarlardaki ekonomik koşullar değil.
Türkiye pahalı destinasyon hâline geliyor
Türkiye’nin son yıllarda fiyat avantajını önemli ölçüde kaybettiğini belirten Yücel, uygulanan ekonomi politikalarının turizm sektörünü doğrudan etkilediğini savunuyor.
Kur baskısı nedeniyle maliyetlerin sürekli arttığını, buna karşılık yabancı turist açısından Türkiye’nin giderek pahalı bir destinasyona dönüştüğünü söyleyen Yücel, bunun ilk etkisinin İngiltere pazarında görüldüğünü belirtiyor.
Nitekim İngiltere’de yapılan son fiyat araştırmalarında Marmaris, geçen yıl aile tatilleri için en uygun fiyatlı destinasyon olarak gösterilirken, bu yıl yedinci sıraya gerilemiş durumda. Sterlin bazında fiyatların yaklaşık yüzde 22 artması, İngiliz turistin alternatif ülkelere yönelmesine neden oluyor.
Yücel, bu tabloyu şu sözlerle özetliyor: “İngiltere’nin enflasyonu yüzde 22 değil. Aynı tesis, aynı hizmet ama fiyat çok daha yüksek. Turist doğal olarak başka ülkeyi tercih ediyor.”
Veri var, şeffaflık yok
Bahattin Yücel’in en sert eleştirilerinden biri ise turizm verilerinin kamuoyuyla paylaşılma biçimine yönelik.
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün elinde son derece ayrıntılı istatistikler bulunduğunu hatırlatan Yücel, buna rağmen kamuoyunun yalnızca ziyaretçi sayısıyla yetinmek zorunda bırakıldığını söylüyor.
Oysa geceleme sayıları, turist profili, kişi başı harcama, kalış süresi ve milliyet dağılımı gibi veriler sektörün geleceğini planlamak açısından hayati önem taşıyor.
Yücel’e göre günübirlik alışveriş için Edirne’ye gelen Bulgar vatandaşlarının turist olarak değerlendirilmesi bile istatistiklerin sağlıklı okunmasını engelliyor.
Yücel,”Turizm yalnızca kaç kişinin geldiğiyle ölçülmez. Asıl önemli olan ne kadar kaldıkları, ne kadar harcadıkları ve ülkeye ne kadar ekonomik katkı sağladıklarıdır”diyor.
Destek paketleri çözüm değil
Turizm sektörüne yönelik son destek paketlerini de değerlendiren Bahattin Yücel, personel teşvikleri, kredi destekleri ve tur operatörlerine verilen teşviklerin günü kurtarmaya yönelik uygulamalar olduğunu düşünüyor.
Asıl sorunun yapısal olduğunu vurgulayan Yücel, kamu kaynaklarının hangi ölçütlerle dağıtıldığının da şeffaf biçimde açıklanması gerektiğini savunuyor.
Bakanlık ile TÜRSAB arasındaki iletişim eksikliğinin sektörde güven sorununa yol açtığını belirten Yücel, pandemi dönemindeki desteklerin dahi bugün tam olarak denetlenemediğini hatırlatıyor.





