P.O.Y.D Başkanı Hakan Saatçioğlu, derneğin üç ayda bir yayımlanan bülteninde “Turizmde Birlikte Güçlüyüz” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Saatçioğlu, turizm sektörünün sahip olduğu güçlü altyapıya ve deneyimli insan kaynağına dikkat çekerek, dayanışmanın önemini vurguladı.
Saatçioğlu yazısında, “Turizmde bazı sezonlar rakamlarıyla, bazı sezonlar ise bize öğrettikleriyle hatırlanır. Dünyanın sayılı turizm destinasyonlarından biriyiz. Güçlü tesislerimiz, deneyimli yöneticilerimiz, yetişmiş insan kaynağımız var” ifadelerine yer verdi.
Meslektaşlarına da seslenen Saatçioğlu, yazısına “Değerli üyelerimiz, kıymetli meslektaşlarım” sözleriyle başladı.
Turizmde bazı sezonlar rakamlarıyla, bazı sezonlar ise bize öğrettikleriyle hatırlanır. İçinde bulunduğumuz dönemin, Antalya turizmi açısından önemli mesajlar verdiğini düşünüyorum.
Antalya’nın turizmdeki gücünü tartışmıyoruz. Dünyanın sayılı turizm destinasyonlarından biriyiz. Güçlü tesislerimiz, deneyimli yöneticilerimiz, yetişmiş insan kaynağımız ve yıllar içerisinde oluşturduğumuz hizmet kültürümüz var.
Ancak bugün önümüzde farklı bir soru bulunuyor: Daha fazla misafir ağırlamak mı, yoksa ağırladığımız misafirden daha fazla değer üretmek mi?
Artık yalnızca havalimanından kaç turist geçtiğine, kaç yatağın dolduğuna veya sezonu hangi doluluk oranıyla kapattığımıza bakarak turizmde başarıyı değerlendiremeyiz. Çünkü hepimiz sahada görüyoruz ki dolu bir otel her zaman kârlı bir otel anlamına gelmiyor. Personelden enerjiye, yiyecek-içecekten lojmana, servisten finansmana kadar işletmelerimizin hemen her maliyet kaleminde ciddi bir baskı var. Bunun yanında uluslararası pazarlarda fiyat rekabeti devam ediyor. Otel yöneticileri olarak bir taraftan maliyetleri yönetmeye, diğer taraftan hizmet kalitemizi korumaya ve misafir beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Belki de sektörümüzün en önemli sınavı tam olarak burada başlıyor. Maliyeti azaltırken kaliteyi düşürmemek, fiyatı yönetirken marka değerini kaybetmemek ve verimliliği artırırken çalışanımızı unutmamak zorundayız. Özellikle insan kaynağı konusu önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden biri olmaya devam edecektir. Turizm, teknolojiden ne kadar yararlanırsa yararlansın, sonuçta insanın insana hizmet ettiği bir sektördür. Çalışanlarımızın kendilerini güvende hissettiği, mesleğinde gelecek gördüğü ve turizm sektöründe kalmak istediği bir yapı oluşturamazsak, yalnızca bugünün değil geleceğin hizmet kalitesini de riske atarız. Bu nedenle sezonluk istihdam modelinden mesleki eğitime, üniversite-sektör iş birliğinden çalışanların yaşam koşullarına kadar birçok konuyu yeniden düşünmemiz gerekiyor. Diğer taraftan kendi işletmelerimize de eleştirel gözle bakmalıyız. Enerjiyi, suyu, gıdayı, insan kaynağını ve zamanı ne kadar verimli kullanıyoruz? Operasyonlarımızı alışkanlıklarla mı yönetiyoruz, yoksa veriye göre mi karar veriyoruz? Misafire sunduğumuz her ürün gerçekten değer yaratıyor mu? Önümüzdeki dönemde otel yöneticiliğinin en önemli kavramının “verimlilik” olacağına inanıyorum. Ancak verimlilik, hizmeti azaltmak değildir. Verimlilik; doğru ürünü, doğru zamanda, doğru maliyetle ve doğru insan kaynağıyla misafire sunabilmektir. Antalya’nın önünde hâlâ çok büyük fırsatlar olduğuna inanıyorum. Gastronomi, spor, kültür, sağlık, kongre ve etkinlik turizmiyle ürünümüzü çeşitlendirebilir; sezonumuzu uzatabilir ve kişi başı turizm gelirini artırabiliriz. Fakat bunun için yalnızca otellerin çabası yeterli değildir. Destinasyonu; kamu, yerel yönetimler, turizm yatırımcıları, yöneticiler, çalışanlar ve sektör kuruluşlarıyla birlikte yönetmek zorundayız.
POYD olarak bizim sorumluluğumuzun da burada başladığını düşünüyorum.
Sadece sorunları konuşan değil, çözüm üreten; bilgiyi paylaşan, genç yöneticileri yetiştiren, iyi uygulamaları sektörle buluşturan ve gerektiğinde sektör adına doğru soruları sorabilen bir meslek örgütü olmak zorundayız.
Ben Antalya turizminin geleceğine güveniyorum.
Çünkü elimizde dünyanın en güçlü tesislerinden bazıları, yılların oluşturduğu büyük bir turizm tecrübesi ve çok değerli turizm profesyonelleri var.
Ancak artık başarımızı yalnızca “Kaç turist geldi?” sorusuyla ölçmeyelim.
Ne kadar değer yarattık?
Ne kadar verimli çalıştık?
Çalışanımıza ne kadar sahip çıktık?
Misafirimizi ne kadar memnun ettik?
Ve gelecek sezona ne kadar güçlü bir işletme bıraktık?
Bence Antalya turizminin yeni başarı kriterleri bunlar olmalıdır.
Bugüne kadar Antalya’yı dünya turizminin önemli merkezlerinden biri hâline getirdik. Şimdi önümüzde daha önemli bir görev var:
Antalya’yı yalnızca çok turist ağırlayan değil; yüksek katma değer üreten, çalışanına sahip çıkan, kaynaklarını doğru kullanan ve sürdürülebilirliği gerçek anlamda hayata geçiren örnek bir turizm destinasyonu hâline getirmek. Bunu da ancak ortak akıl, güçlü iş birliği ve değişime açık bir yönetim anlayışıyla başarabiliriz.
Sevgi ve saygılarımla,





