Ana SayfaHaberlerÖzgü Alnıtemiz: Kruvaziyerde başarı gemi sayısıyla değil, ekonomiden alınan payla ölçülecek

Özgü Alnıtemiz: Kruvaziyerde başarı gemi sayısıyla değil, ekonomiden alınan payla ölçülecek

Celestyal Türkiye Direktörü Özgü Alnıtemiz, küresel kruvaziyer yolcu sayısının 2025 yılında 37,2 milyona ulaştığını, 2029’da ise 42 milyona çıkmasının beklendiğini belirterek Türkiye’nin büyüyen pazardan daha fazla pay alabilecek konumda olduğunu söyledi. İstanbul ve Kuşadası’nın ana liman (homeport) operasyonları açısından taşıdığı potansiyele dikkat çeken Alnıtemiz, Türkiye’nin yalnızca gemilerin uğradığı bir destinasyon olarak kalmaması, Akdeniz’de rota geliştirme ve planlama süreçlerinde de söz sahibi olması gerektiğini vurguladı. Alnıtemiz, küresel kruvaziyer pazarından jeopolitik gelişmelerin rotalara etkisine, liman yatırımlarından kruvaziyerin Türkiye ekonomisine katkısına kadar sektörün gündemindeki konuları Turizm Yatırım Haber için değerlendirdi.

Turizm Yatırım Haber’in Celestyal Türkiye Direktörü Özgü Alnıtemiz’e yönelttiği sorular ve yanıtları şöyle:

Dünya kruvaziyer turizmi son yıllarda yeniden güçlü bir büyüme dönemine girerken, sektörün ağırlık merkezi ve yolcu profili nasıl değişiyor? Akdeniz bu yeni küresel kruvaziyer haritasında nasıl bir konuma sahip?

Küresel kruvaziyer pazarı büyümesini sürdürüyor. 2015’te 21.6 milyon olan yolcu sayısı pandemi etkileriyle 2020-2022 arası durma noktasına gelse de sektör çabuk toparlamış, sıçrayışla yükselişini yeniden sürdürerek 2023’te 31.5 milyonu yakalamıştı. CLIA (Uluslararası Kruvaziyer Hatları Birliği) verilerine göre 2025 yılında dünya genelinde 37,2 milyon kişi kruvaziyer seyahati gerçekleştirdi. Bu rakam, sektör tarihindeki en yüksek yolcu sayısını temsil ediyor ve kruvaziyer turizminin artık sadece toparlanan değil, sürdürülebilir şekilde büyüyen bir sektör olduğunu gösteriyor. Küresel kruvaziyer pazarının 2026 hedefi ise 38.3 milyon yolcuyu gezdirmek. Pazarın büyüklüğü CLIA verilerine göre bugün 198.8 milyar doları aşıyor.

2027’de dünya çapındaki yolcu sayısının 40 milyonu geçmesi bekleniyor. Önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler de oldukça olumlu. Mevcut projeksiyonlara göre 2029 tahminleri dünya genelinde pazarın 42 milyon kruvaziyer yolcusuna ulaşması ve sektörün istikrarlı büyümesini sürdürmesi yönünde.

Destinasyon tarafında Karayipler liderliğini koruyor, Akdeniz ise dünyanın ikinci en büyük ve en çok tercih edilen kruvaziyer destinasyonu konumunda. Bugün dünyadaki her 6 kruvaziyer misafirinden biri Akdeniz rotalarını tercih ediyor. Türkiye de bu destinasyonun tam ortasında yer alıyor; bu hem ülkemiz hem de diğer Akdeniz ülkeleri için önemli bir büyüme potansiyeli anlamına geliyor. Kruvaziyer sektörü artık yalnızca büyüyen değil, daha sürdürülebilir, daha çeşitlenmiş ve daha yüksek katma değer üreten küresel bir turizm segmenti.

Türkiye’yi dünya kruvaziyer pazarındaki rakipleriyle karşılaştırdığımızda bugün nerede görüyorsunuz? Türkiye, sahip olduğu kıyılar, limanlar, tarihi ve kültürel destinasyonlarla gerçek potansiyelinin ne kadarını kullanabiliyor?

Türkiye coğrafi pozisyonu itibarıyla Akdeniz çanağında önemli bir noktada. Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’i birbirine bağlayan konumu; gelişmiş hava ulaşım ağı ve liman altyapısıyla büyümekte olan kruvaziyer pazarında avantaja sahip. Özellikle dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul Avrupa’nın en gelişmiş cruise limanı ve en büyük havalimanı ile havayla denizi bağlayan bir hub konumunda. Sanat, tarih ve kültürel değerlerimiz hiç kuşkusuz en büyük zenginliğimiz. Kruvaziyer pazarında sıçrayış yapacak potansiyelimiz var. Dev cruise şirketleri de bunu görüyor ve her geçen gün daha çok Türkiye limanlarını rotasına alıyor.

Kruvaziyerde gelecek vizyonumuz, Türkiye’nin mevcut rotalarda yer alan bir pazar ve durak olmanın ötesine geçerek, Akdeniz’in karar alma ve rota geliştirme süreçlerinde etkili bir merkez haline gelmesi olmalı. Rotaların yalnızca geçtiği değil, tasarlandığı bir merkez olmak uzun vadede ülkemize çok daha yüksek rekabet avantajı sağlayacaktır. Kruvaziyer şirketlerinin bugün yalnızca liman kapasitesine bakmadığını; bölgesel bağlantılar, operasyonel verimlilik ve yeni rota kurgularının da karar süreçlerinde belirleyici olduğunu görmeli ve planlamalarımızı buna göre yapmalıyız. Bu planlamalarda otoriteler ve sektör profesyonellerinin koordinasyonu kadar bölgesel bağlantıları da güçlendirmek önemli.

Kuşadası ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye limanları uluslararası kruvaziyer şirketlerinin rota planlamalarında nasıl bir stratejik değere sahip? Türkiye bugün daha çok bir “uğrak destinasyonu” mu, yoksa gemilerin yolculuğa başladığı ve sona erdirdiği güçlü bir “homeport” ülkesi olma yolunda mı?

Üç tarafı çevrilmiş kıyıları ve limanlarıyla denizler ülkesi Türkiye, güçlü konumuyla homeport ülkesi olma yolunda hızla ilerliyor. Özellikle Galataport bugün Avrupa’nın en modern en büyük kapasitesine sahip en gelişmiş limanı olarak bu rolü üstleniyor. Keza konumu itibarıyla Kuşadası da öyle. Cruise şirketlerinin İstanbul ve Kuşadası çıkışlı Ege programlarında artış var, pazara yeni oyuncular girmeye devam ediyor ve rotalarına Türkiye’yi ekliyor. Bir geminin yalnızca uğrak noktası olmak yerine, yolculuğun başlangıç veya bitiş noktası haline gelmek; konaklama, ulaşım, alışveriş ve yerel ekonomiye çok daha yüksek değer yaratıyor. Bunun için liman altyapılarının güçlendirilmesi, havalimanı bağlantılarının geliştirilmesi ve yolcu geçiş süreçlerinin hızlandırılması gerekiyor. Kruvaziyer ekonomisinin büyümesinde ticari altyapı da önemli bir rol oynuyor. Liman bölgelerinde güvenilir, dijital çözümlerin ve uyumlu finansal altyapıların yaygınlaştırılması, uluslararası yolcuların Türkiye’de daha kolay harcama yapmasını sağlayarak yerel ekonomiye katkıyı artıracaktır. Geleceğin güçlü kruvaziyer merkezleri, fiziksel altyapının yanında dijital altyapıya da yatırım yapan ülkeler olacak.

İstanbul, Kuşadası, Bodrum ve Antalya gibi limanlarımız hem transit hem de ana liman (homeport) operasyonları açısından önemli bir potansiyele sahip. Türkiye’nin bu büyümeden daha fazla pay alabilmesi için liman altyapısına, destinasyon deneyimine ve uluslararası pazarlamaya odaklanması kritik önem taşıyor.

Yunan Adaları–Kuşadası–İstanbul hattı düşünüldüğünde Türkiye ile Yunanistan birbirinin rakibi mi, yoksa Doğu Akdeniz kruvaziyer ekosistemini birlikte büyüten iki tamamlayıcı destinasyon mu? Türkiye bu coğrafi avantajı nasıl daha güçlü bir turizm ekonomisine dönüştürebilir?

Tam da dediğiniz gibi ortak denizin iki yakasında buluşan Türkiye ve Yunanistan, Doğu Akdeniz kruvaziyer ekosistemini büyüten iki ülke. Celestyal örneğini verebiliriz. Celestyal, kruvaziyer pazarında Yunanistan ve Akdeniz uzmanlığıyla öne çıkan bir cruise şirketi; aynı zamanda da Türkiye’den asla vazgeçmeyen yıllardır rotasına limanlarımızı alan bir kruvaziyer. Celestyal programlarında Kuşadası ve İstanbul önemli bir yer alıyor. Yerele odaklanan otantik kara turlarında özellikle bize ait olan gastronomi, tarih, kültür ögelerini de işliyor, misafirlerine sunuyor. Ağırlığı Amerikalı ve Avrupalılar’dan oluşan Celestyal misafirleri Kuşadası ve İstanbul’daki bu değerleri keşfetmek için bu cruise turlarına katılıyor. Dolayısıyla Türkiye olmadan olmaz. Bu avantajı artı değere dönüştürmek için öncelikle iş birliklerini geliştirmek, bölgesel bağlantıları artırmak ve belki de iki ülke arasında yerel otoritelerin de rol aldığı bir ortak bir cruise platformu / komitesi yaratmak etkili olabilir. Planlı adımlarla Doğu Akdeniz ekosistemi geliştikçe kazanan iki ülke olacak, güçlü bir turizm ekonomisi oluşacaktır.

Kruvaziyer şirketlerinin rota kararlarında liman altyapısı, destinasyon çeşitliliği ve maliyetlerin yanında jeopolitik gelişmeler ve güvenlik algısı da giderek belirleyici oluyor. Santorini’deki doğal hareketlilikten Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere kadar yaşanan son örnekler düşünüldüğünde, bu tür krizler Akdeniz ve Türkiye rotalarını nasıl etkiliyor?

Jeopolitik gelişmeler turizm sektöründe olduğu gibi kruvaziyer sektörüne de etki edebiliyor. Türkiye limanlarına düzenli gelen; Ege ve Yunan Adaları yaz programlarıyla öne çıkan kruvaziyer firması Celestyal son 3 yıldır kış programları için Arap Körfezi’nde konumlanıyordu. Ancak gemilerimiz bölgedeki savaştan direk etkilendi. Dubai ve Doha’da mahsur kalan 2 gemimiz, misafirlerimiz güvenli şekilde tahliye edildikten ancak 50 gün sonra Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapabildi. Hatta Boğaz’dan ilk geçen gemiler olarak güvenli koridorun önünü açtılar. Bu durum, Mart’ta başlayacak olan bahar ve yaz programlarımızın ertelenmesine neden oldu. 2026 sezonuna kayıpla başladık. Ancak hızlı döndük, sezon boyu yaklaşık haftada 1000 Türk misafiri gemilerimizde ağırladık. Bölgede yaşanan durum kış programımızın değişmesine neden oldu. Arap Körfezi programdan çıkarıldı, yerine Batı Akdeniz rotaları tasarlandı ve Kasım itibarıyla başlayacak olan kış programımızda yerini aldı. Bir başka örnek de doğal olaylar nedeniyle Santorini’yi kısa bir süre için rota dışında bırakmak oldu. Dolayısıyla denizde her zaman her plana hazırlıklı olmak durumundasınız, rotalar koşullara göre yeniden tasarlanabilir; önceliğimiz daima misafirlerimizin güvenliği ve konforu.

Bir kruvaziyer gemisinin Türkiye limanına gelmesini yalnızca “gelen turist sayısı” üzerinden değerlendirmek yeterli mi? Liman harcamaları, kara turları, gastronomi, alışveriş, ulaştırma ve yerel esnaf da hesaba katıldığında kruvaziyer turizminin Türkiye için gerçek ekonomik katma değeri nedir?

Türkiye limanlarına yılda 100’ün üzerinde sefer düzenleyen Celestyal olarak Kuşadası ağırlıklı olmak üzere getirdiğimiz uluslararası yolcu sayısı yaklaşık 120 bin. 3, 4 ve 7 gecelik programlar sunuyoruz. Dünya ortalamasında cruise seyahatlerinin 7 gece olduğunu belirtmeliyim. Bizim açımızdan vurgulanması gereken en önemli unsur ise ağırlıklı 3 veya 4 gecelik programlar yapsak da özelikle Amerika ve Latin Amerika pazarındaki misafirlerimiz gemiye binmeden önce veya sonrasında ülkemizde minimum 4 gece daha konaklıyorlar. Yani bu süreçte başta İstanbul, Kapadokya, Konya, Pamukkale ve Efes’i geziyorlar. Dünya ortalamasına göre yolcuların yüzde 64-70’i kruvaziyer öncesi veya sonrasında en az 1 gece liman şehrinde konaklıyor. Bir cruise turu sadece limanla kalmıyor; havayollarından otellere, transfer firmalarına kadar tüm hizmet sektörüne fayda yaratıyor. Dolayısı ile kruvaziyerin ekonomiye katkısını değerlendirirken yolcu harcamalarının yanı sıra, bağlantılı tatillerini, gemi personelinin harcamalarını, şirketin liman ve geçiş ücreti harcamalarını ve sektörün yarattığı iş imkanlarını da hesaba katmak gerekir.

Kruvaziyer limanlarındaki konaklama süresi de burada belirleyici oluyor. Kuşadası ve İstanbul’a gelen gemiler, genellikle yolculara Efes, tarihi yarımada gibi tur programları sunuyor. Dolayısıyla 6-8 saatlik kalışta harcamalar da ona göre oluyor. Bir cruise yolcusunun bir limanda ortalama 150-250 dolar bıraktığı varsayılır. Daha uzun kalışlarda bu 500 dolarlara kadar çıkabilir. Aynı şekilde uluslararası mürettebatın da harcamaları olur. 1500 yolcu kapasiteli gemiler olduğu gibi 5 bin yolcu kapasiteli gemilerin de artık limanlarımıza daha çok geldiğini belirtelim. Dolayısı ile katkıyı çok yönlü ele almak ve yarattığı istihdam açısından da değerlendirmek lazım.

Cruise’da sürdürülebilirlik ve misafir memnuniyeti de önemli bir rol oynar. Burada bir vurgu daha yapmak isterim; cruise gemilerimize binen misafirlerin memnuniyet yüzde 87, yeniden gelme oranı ise yüzde 82. Misafirlerimizin memnuniyeti ve sözlü aktarımlar destinasyona bağlılığı artırıyor. Bu da sürdürülebilir bir cruise ekonomisi yaratıyor.   

Önümüzdeki 5–10 yıllık perspektifte Türkiye’nin dünya kruvaziyer turizminden aldığı payı belirgin biçimde artırması için hangi üç stratejik adımı atması gerekiyor? Türkiye sizce Akdeniz’in önde gelen kruvaziyer merkezlerinden biri olabilir mi; olabilirse bunun önündeki en kritik eksiklik nedir?

Sektörün sürdürülebilir büyümesi için kruvaziyer kültürünün daha geniş kitlelere ulaşması kritik önem taşıyor. Türkiye limanlarına düzenli seferler gerçekleştiren Celestyal olarak, yalnızca misafirlerimizi Akdeniz’in önemli destinasyonlarıyla buluşturmayı değil, kruvaziyer seyahatine yönelik farkındalığın gelişmesine ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelinin daha görünür hale gelmesine katkı sağlamayı da sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Bölgenin kruvaziyer potansiyelinin daha geniş kitlelere ulaşması ve Akdeniz kruvaziyer kültürünün gelişmesine katkı sağlanması hem Türkiye pazarının büyümesine hem de bölgesel ekosistemin güçlenmesine katkı sağlayacak. 

2030’lara geldiğimizde Türkiye’nin başarısı, kaç geminin limanlarımıza uğradığıyla değil; kruvaziyer ekonomisinden ne kadar pay aldığıyla ölçülecek. Daha fazla homeport operasyonuna ev sahipliği yapan, rota planlamasında söz sahibi olan, limanlarını dijital altyapıyla güçlendiren ve yolcu başına ekonomik değeri artıran ülkeler yeni dönemin kazananları olacak. Türkiye’nin de sahip olduğu coğrafi avantajı bu vizyonla desteklemesi, Akdeniz’in en önemli kruvaziyer merkezlerinden biri olmasını mümkün kılacaktır.

Özetle doğru yatırımlar, güçlü destinasyon yönetimi ve uluslararası kruvaziyer şirketleriyle kurulacak stratejik iş birlikleri sayesinde Türkiye’nin Akdeniz kruvaziyer pazarındaki payını önemli ölçüde artırabileceğine inanıyoruz. Türkiye limanlarının ana çıkış limanı olarak tercih edilmesi için öncelikle kruvaziyer şirketleri teşvik edilmeli ve cruise destinasyon pazarlama çalışmaları yapılmalı.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberler