Turizm Haftası’nın yalnızca kutlamalarla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan İSATAG Başkanı Aylin Özsavaş, Sektörde özellikle seyahat acentalarının yaşadığı sorunlara dikkat çekilerek, daha adil ve sürdürülebilir politikalar çağrısı yapıtı.
İstanbul Seyahat Acentaları Tanıtım ve Geliştirme Derneği (İSATAG) Başkanı Aylin Özsavaş’ın Turizm Haftası’yla ilgili açıklaması şöyle:
Turizm Haftası’nı yalnızca bir kutlama olarak değerlendirmek, sektörün içinde bulunduğu mevcut durumu ve acil çözüm bekleyen ihtiyaçlarını göz ardı etmek anlamına gelecektir. Oysa turizm, sadece elde edilen başarıların ve ulaşılan rakamların konuşulduğu bir alan değil; aynı zamanda bu başarıların arkasındaki emeğin, sorumluluğun ve sürdürülebilirliğin de ele alınması gereken çok boyutlu bir sektördür.
Turizm sektörü; çoğu zaman istatistikler, doluluk oranları, ziyaretçi sayıları ve gelir verileri üzerinden değerlendirilse de bu verilerin oluşmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri olan seyahat acentaları göz ardı edilmektedir.
Sektörün sahadaki en güçlü temsilcileri olan acentalar, hem destinasyonların tanıtımında hem de hizmet kalitesinin sürdürülebilirliğinde kritik bir rol üstlenmektedir. Ancak gelinen noktada, seyahat acentalarının karşı karşıya olduğu yapısal sorunların ele alınmadığı, ülke turizminin gelişmesi adına yaptıkları özverili çalışmaların yeterince desteklenmediği ve gerçekçi politikalar ile sektörün sorunlarının hâlâ çözüme kavuşturulamadığı açıkça görülmektedir.
Özellikle son yıllarda hız kazanan dijitalleşme süreci, sektör için yeni fırsatlar yaratmakla birlikte, kontrolsüz ve dengesiz büyüyen platformlar aracılığıyla haksız rekabet ortamını da beraberinde getirmiştir. Bunun yanı sıra artan operasyonel maliyetler, ekonomik dalgalanmalar ve mevcut mevzuattaki eksiklikler; seyahat acentalarının rekabet gücünü zayıflatmakta ve sürdürülebilirliklerini tehdit etmektedir.
Bununla birlikte, küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler; turizm sektörünü doğrudan etkileyen en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Bu zorlu süreçte en kırılgan yapıların başında ise seyahat acentaları gelmektedir. Artan maliyetler karşısında gelir dengesi bozulan, finansmana erişimde zorlanan ve operasyonel yükü her geçen gün ağırlaşan acentalar, ciddi bir ekonomik baskı altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktadır.
Ne var ki açıklanan turizm destek paketleri incelendiğinde, bu desteklerin büyük ölçüde sektörün büyük oyuncularına nefes aldırdığı; sahada aktif rol üstlenen, istihdam yaratan ve turizmin sürdürülebilirliğini sağlayan orta ölçekli seyahat acentalarına ise yeterince ulaşmadığı görülmektedir. Oysa sektörün dengeli ve sağlıklı büyümesi için destek mekanizmalarının daha kapsayıcı, adil ve sahadaki gerçek ihtiyaçlara cevap verecek şekilde kurgulanması büyük önem taşımaktadır.
Turizm teşviklerinde dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta turizmi geliştirmek adına yapılacak tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetlerinin desteklenmesinden ziyade inşaat yatırımlarının öncelikli görülmesidir. Zira birçok otelin dolmadığı, iflas masasında sıra beklediği bir dönemde halen inşaat firmalarına destek verilmesi Turizm Sektörü için hiçbir fayda sağlamayacaktır.
Unutulmamalıdır ki güçlü bir turizm sektörü, ancak güçlü ve sürdürülebilir yapıya sahip seyahat acentaları ile mümkündür.
Bu nedenle Turizm Haftası, yalnızca başarıların kutlandığı bir dönem olmanın ötesine geçmeli; aynı zamanda sektörün eksiklerinin açıkça konuşulduğu, sorunların cesaretle dile getirildiği ve çözüm önerilerinin geliştirildiği bir farkındalık sürecine dönüşmelidir.
Bu vesileyle, Turizm Haftası’nın sektör adına gerçek bir dönüşümün kapılarını aralayan, somut adımların atıldığı ve kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği bir dönemin başlangıcı olmasını diliyoruz.





