Turizm sektörü, dünya ekonomisinin en hassas sektörlerinden biri olarak görülür. Pandemiler, savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, döviz hareketleri, doğal afetler ve jeopolitik gelişmeler… Tüm bu faktörler ilk bakışta turizm yatırımlarını yüksek riskli gibi gösterir.
Ali Can Aksu-Turizoom Yönetim Kurulu Başkanı
Oysa gerçek tablo çok farklıdır. Son yıllarda yaşanan küresel krizler incelendiğinde görülmektedir ki, doğru lokasyonda, doğru konseptle, doğru fizibilite çalışması yapılarak planlanan turizm yatırımlarında risk oranı düşündüğümüzden çok daha düşüktür. Asıl risk, plansız ve analiz yapılmadan gerçekleştirilen yatırımlardır.
Türkiye bunun en önemli örneklerinden biridir.
Çünkü insanlar seyahat etmekten vazgeçmiyor. Sadece tercihlerini değiştiriyor.
İşte tam da bu noktada yatırımın başarısını belirleyen unsur bina değil, stratejidir.
Bir otelin yanlış pazarda konumlandırılması, hedef kitlesinin doğru belirlenmemesi, marka seçiminin hatalı yapılması, gelir yönetiminin profesyonel yürütülmemesi, işletme modelinin bölgenin gerçeklerine uygun olmaması en büyük risktir.
Buna karşılık doğru analiz edilen bir yatırım, kriz dönemlerinde dahi ayakta kalabilir, pazar değişimlerine hızla uyum sağlayabilir ve rakiplerinden daha güçlü çıkabilir.
Bugün yatırımcıların en büyük hatası, yalnızca arsa fiyatına veya inşaat maliyetine odaklanmalarıdır.
Oysa başarılı bir turizm yatırımı, pazar analiziyle başlar, fizibilite ile şekillenir, doğru marka seçimiyle güçlenir ve profesyonel yönetim anlayışıyla sürdürülebilir hale gelir.
Bir başka ifadeyle, İyi bina yapmak, iyi yatırım yapmak anlamına gelmez.
İyi planlanmış bir otel, sıradan bir binayı değerli bir markaya dönüştürebilir.
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda da dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri olmayı sürdüreceği açıktır. Genç nüfusu, güçlü hizmet kültürü, iklim avantajı, dört mevsime yayılan turizm potansiyeli ve uluslararası erişilebilirliği sayesinde sektör, uzun vadede yatırımcısına güven vermeye devam edecektir. (Kültür ve Turizm Bakanlığı)





