Ana SayfaHaberlerKitapsız Bir Sektörden Bir Kütüphaneye

Kitapsız Bir Sektörden Bir Kütüphaneye

EKİN Grubu’nun kurucu ortaklarından Halim Bulutoğlu, EKİN’in Türk turizmine bıraktığı yayıncılık mirasının kısa öyküsünü 232 sayfalık “EKİN ‘farklıydı” adlı kitapta anlatıyor.

Kitap hakkında editörü İ. Bülent Çelik’in kaleme aldığı yazıdan da yararlanarak şu notları paylaşmakta yarar görüyoruz. Türkiye’de, hemen her sektörde yaşanan önemli çıkış dönemleri, sayıları iki elin parmağını geçmeyen; isimleri ise çoğu zaman fazla öne çıkmayan insanların omuzlarında yükselir. Büyük ivmelenmelerin gerçek sahipleri, başkalarının yüksek sesle sahiplendiği başarıların gölgesinde, sessizce anlaşılmayı bekler.

Halim Bulutoğlu ve EKİN Grubu, Türkiye’de turizmin kurumsallaşması sürecinde, en kritik dönemde, en önemli katkıların merkezinde yer alan işte böyle bir hikâyenin kahramanlarıdır.

Halim Bulutoğlu, turizm yayıncılığını EKİN’in üretim hattının merkezine aldığı çeyrek asra yakın süre boyunca nasıl mütevazı kaldıysa, bu kitapta da aynı yaklaşımını sürdürmüş. EKİN’in yaşamını özetlediği bu çalışmada hem Grubun ürettiklerinin hem de kendi performansının belki de çok küçük bir bölümünü sergilemekle yetinmiş.

Oysa EKİN’in Türkiye turizmine katkısını anlamak için, yalnızca bir kurumun yayın listesine değil, bir sektörün dününe ve bugününe bakmak gerekiyor.

Kitapsız Bir Sektörden Bir Kütüphaneye

Neydi Bulutoğlu’nun ve EKİN’in Türkiye’de turizmin tanıtımına ve kurumsallaşmasına katkısı? Tek cümleyle özetlemek gerekirse: O güne kadar birkaç gönüllü gezginin yazdığı üç-beş kitaptan ibaret olan yazılı turizm tanıtım külliyatını, devasa bir kütüphaneye dönüştürmekti.

Üstelik yalnızca Türkçe değil, Türkiye’ye turist gönderen bütün önemli ülkelerin dillerinde, her yıl güncellenen “Hotel Guide”lardan gezi rehberlerine; bölge rehberlerinden cep kılavuzlarına; Türkiye’nin antik kentlerini krokileriyle anlatan gezi kitaplarından doğa ve macera yayınlarına; sektörel eğitim kitaplarından kurumsal periyodik dergilere kadar uzanan geniş bir yayın dünyası kurmak… Uzak yakın parkurların tek tek rotalarıyla, Türkiye’nin turizm belleğini sayfalara taşıyarak “Kitapsız, yayınsız” bir sektörü kitaplı, yayınlı hale getirmek…

Turizmin Fuarlarla Büyüyen Dünyası

EKİN, Türkiye’de bilinçli bir turizm fuarcılığının da temel taşlarını döşeyen kurum oldu. Sadece döşemekle kalmadı; EMITT’i yarattı. Uluslararası turizm konferansları, hosted buyer programları, önemli sektörel paneller ve workshoplarla, paydaşlarını da sürece katarak turizm sektöründe yeni bir kültürün öncülüğünü yaptı.

EKİN’in fuarcılık anlayışı, yalnızca stantlardan ve ziyaretçi sayılarından ibaret değildi. Sektörün farklı aktörlerini bir araya getiren, yeni iş birliklerine alan açan, bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik eden bir buluşma kültürü yaratıyordu.

Turizm Endüstrisi katalog yayınları ve HOTEQ benzeri fuarlarla, konaklama sektörünün endüstriyle buluşmasını kolaylaştırdı. Dünyanın en usta aşçılarının katıldığı uluslararası aşçı yarışmaları bile, bir fuarın sınırlarını aşarak ilginin ve prestijin zeminine dönüşüyordu. Ve elbette, Türkiye’nin, belki de dünyanın ilk online sektör gazetesi olan ve hâlâ yayınını sürdüren TurizmGazetesi.com… O da bir EKİN projesiydi.

Bir Sektörün Görünmeyen Hafızası

EKİN’in katkısı, yalnızca yayınladığı kitaplarda, düzenlediği fuarlarda ya da hayata geçirdiği projelerde değildi.

Turizmle ilgili bugün hâlâ yayımlanan neredeyse bütün önemli yayınların genetiğine nüfuz etmiş bilgi, fotoğraf ve belgelendirme arşivleri üretti. Bir anlamda, Türkiye turizminin görünmeyen hafızasını oluşturdu.

Bugün bir otelin, bir seyahat acentesinin, bir destinasyonun ya da bir turizm profesyonelinin işini kolaylaştıran pek çok bilgi kaynağının gerisinde, bu uzun ve sabırlı emeğin izlerini bulmak mümkün.

Bu nedenle EKİN’in hikâyesi, yalnızca bir ticari kurumun hikâyesi değildir. Bir sektörün nasıl bilgiyle büyüdüğünün, nasıl yayınlarla kendini tanımladığının ve nasıl ortak bir kültür oluşturduğunun da hikâyesidir.

Bu kitap, bir kurumun yaşamını anlatırken, aynı zamanda Türkiye turizminin dönüşümüne de tanıklık ediyor. Ve belki de en kıymetli tarafı şu: Kendini anlatmakta bu kadar mütevazı davranan bir kurumun, aslında ne kadar büyük bir iz bıraktığını okura fark ettiriyor.

EKİN’in hikâyesi, sessiz kahramanların hikâyesidir. Şimdi o hikâyeyi dinleme sırası bizde.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Haberler